25 Şubat 2021

KURU EKMEK YİYEN KADININ OĞLU

  • PDF

             Mevlevi kaynaklarında şöyle bir rivayetten bahsedilir.

            Ünlü bir papaz, Hz. Mevlana’nın tevazu ve dervişliği konusundaki şöhretini duyup, görüşmek üzere Konya’ya gider. İlk karşılaştıklarında papaz, selam vermek için eğilir. Ona mukabele olarak, Hz.Mevlana da eğilir….

            Papaz bir süre bekleyip başını kaldırınca Mevlana’nın hala eğilmekte olduğunu görür.

            Bekler, sonra başını kaldırır ve fakat Hz.Mevlana aynı tevazu ile eğilmeye devam etmektedir.

            Bu şekilde papazın, otuz defa eğilip kalktığı rivayet edilir!

            Bu papaz karşısında neden böyle davrandığını söyleyenlere Hz.Mevlana şöyle cevap verir: Biz Yüce Allah’ın kullarına alçakgönüllü ve saygılı davranmayıp kime davranalım? Bu tevazu hasleti bize Peygamber efendimizden kalmıştır.

             Söz Mevlana’dan açılmışken güzel ahlakın insanlar üzerindeki etkisine değinmeden geçmeyelim:

              Mevlana’nın cenazesinde bulunmak isteyen bir grup papaza cenazeyi taşıyanlardan bazıları engel olmak isterler. Ancak vazgeçiremezler onları…

             Bu ısrarın sebebini öğrenmek isteyenlere papazlar şöyle cevap verir:

             O bizim için ekmek gibidir. Siz hiçbir adamın ekmekten kaçtığını gördünüz mü? Biz, Hz. İsa’nın hakikatini O’ndan öğrendik. Bu cenazeye biz katılmayalım da kim katılsın”

             Ekmek hepimiz için kutsaldır. Hristiyanların ise ritüellerindeki iki kutsaldan biridir. Şarap ve ekmekle Hz.İsa’ya katılmış olurlar.

             Hz. Mevlana’yı kutsallarıyla nitelemeleri manidardır.

             Gelin görün ki ne büyük bir çelişki içinde Müslüman dünya

             Bir tarafta her dinden insana insanlığı öğreten evrensel şahsiyetler; diğer taraftata insanları aç susuz bırakarak ölüme mahkum eden, kelle kesen, peygamber türbeleri bombalayan, mezarlıkları yerle bir eden, kadınlara çağdışı sünneti farz kılan, kısaca ne ölüye ne diriye saygısı kalmamış barbarlar! İkisi de kur’anı referans gösteriyor

             Demek ki mesele sadece kur’an okumak değilmiş! O kitapları nasıl okuduğunuz;  Kur’ana hangi zihniyetle yaklaştığınız önemli

             İnsan hangi seviyedeyse, elindeki materyal ona göre şekil alacaktır veya ona göre ses verecektir. Onun için der Mevlana;

             Kuran gelin gibidir, gelinin yüzünü açması, o peçenin ardındaki güzelliği göstermesi için heva ve heveslerden kurtulmak ve ona samimiyetle  yaklaşmak gerekir.

             Muhammed Şemseddin Hafız da;

             Gülün değerini ancak bülbül bilir/ Bir tek varak okuyan manayı ne bilir” der

             Hülasa para, makam ve güç hırslarıyla yanıp tutuşan ve nefsinin kölesi olmuş insanlara ilahi kelam ne yapsın!

             Tevazu İslam’ın en önemli erdemidir.

              Allah’ın “ has kullarım” olarak tanımladığı kişiler; mütevazi olan, insanların hatalarını hoş gören, selamı kesmeyen, yürüyüşleri tabi, sesleri ölçülü, bağıra çağıra konuşmayan kişilerdir. Kibir ehlini Allah; “ ne yeri yarabilirsiniz, ne de göğü delebilirsiniz” diyerek uyarır.

             Hz. Peygamberin hayatı bu manada tam bir örnektir. Her zaman sade ve mütevazi bir hayat…

             Allah elçisine, maddi yetersizlikten dolayı öyle bir yaşamı seçti demek, yanlış bir yaklaşım olur.

              Kendisiyle görüşmek için bekleyen ziyaretçisine “ gel korkma, ben de senin gibi kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum “ derken, devlet başkanıdır. Kalın Sağlıcakla!

 

trafik cezası öde kredi kartı ile fatura öde online fatura ödeme fatura öde