27 Mayıs 2019

DİYANET GÖREVİNİ YAPMALIDIR?

  • PDF
15 Temmuz sonrasında gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ Kaldırıldım” itirafı ve “ milletten özrü”, gerekse iktidar cenahından aynı mealde yükselen sözler “ Allah ile aldatma”sözünün acı gerçeğini ilk kez daha gözler önüne serdi.Hiç kırılmasın AKP’li yöneticiler,15 yıldır süregelen “ Ehliyeti liyakati dikkate almak yerine bizden olsun” tavrının sonucunu fiilen öğrenmiş oldular.Eşyanın tabiatındandır,haksızlık ve adaletsizlik eninde sonunda yapanı vurur.
Yüzbinlerce öğrencinin, memurun, akademisyenin, emniyetçinin, subayın hakları zayi edildi, kimi hak ettiği işe alınmadı. kimi işten çıkarıldı, kimi hapse atıldı, kimi canına kıydı, İnsanlar kırıldı, incitildi, ötekileştirildi.
“ Hukuk”, hak kelimesinin çoğuludur,hukuk çiğnendi.
İnsan Hakları, Allah’ın sınırlarıdır (hududullah), Allah’ın sınırları çiğnendi.
Bu haklar tanzim edilmeden “ özür” kurtarırmı sorusunu Sayın cumhurbaşkanı’na ve yetkililere buradan sormak istiyorum.
15 Temmuz felaketinin siyasal,sosyal,ekonomik ve küresel boyutu tartışılıyor,tartışılmaya da devam edilecek.Umarız yeni mağduriyetler yaratılmadan,oluşan bütünlük bozulmadan,demokratik ve hukuk yapımızdan taviz verilmeden ve yapılan hatalardan ders çıkartılarak ülkemizin geleceği teminat altına alınır.
Tam da bu noktada kendini masaya yatırması gereken kurumlardan biridir diyanet.Zira ne boşluklar bırakıldı ki dini duygular bu denli sömürüldü.Özellikle gençlerimizin zihinlerinde oluşan sorunların kolayca bertaraf edileceğini söylemek çok zor.Mesele sadece FETÖ de değil,lütfen artık görülsün; bir yaşam dilimine hapsedilen, bir döneme kilitlenen,bir biçime indirgenen,akla aykırı hikayelerle süslenen, bin yıl öncesinin fetvalarıyla yetinilen, insanlığın geldiği çizgiden uzak görüşler her yerde din adına haykırılıyor ve taban buluyor.Ve her geçen gün holdingleşen,ticarileşen ve siyasileşen din temelli örgütler büyüyor.
Bugün olumsuz, hatta sapkın din anlayışları bu denli güçlenmişse, elbette diyanet’e çevrilmeli. Dev bütçesiyle ve yüzbinin üzerindeki personeliyle ne yapılmıyor( veya ne yapılıyorki?) bu noktaya gelindi?
Diyanet,fincancı katırlarını ürkütmeyelim anlayışıyla hareket edemez,etmemeli…İslamla taban tabana zıt fikirler filizlenirken susmamalı.
Akla,bilime aykırı, insanın doğasıyla asla örtüşmeyecek fetvalar sosyal medyada ayyuka çıkmadan, tepkisini hemen koymalı.
Bazı konuları konuşmak için ille de emekli diyanet İşleri Başkanı mı olmak gerekiyor?
Dinin siyasete alet edilmesinin vehametini görmek için on dört asrın tarihine şöyle bir göz atmak yeterli.Ancak siyasiler bundan vazgeçmiyorlar.Diyanet siyasi iradenin meşruiyet kazandığı ifade haline asla dönüşmemeli. Örneğin, bu gün Cumhurbaşkanı “ kandırıldım” diyorsa, Diyanetin bu noktada vebali yok mu?
yoksa “ Biz de kandırıldık” mı diyecekler? Ha keşke diyanet özerk bir yapıda olsa…
Başkan ve din İşleri Yüksek kurulu üyeleri ilahiyat fakültesi öğretim üyeleri tarafından seçimle gelse.Bunlar tabi ki ayrı bir tartışma…
Fakat İslam ülkeleri arasında farklı bir yerde duran ve bir hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin din kurumu olan Diyanet dünyaya yönelik evrensel bir dini düşünce üretebilmeliydi. İl il, cemaat, cemaat Türkiye’nin bir dini haritasını çıkarıp, sorunları ortaya koyan ve vatandaşları gerektiği yerde uyaran ve aydınlatan bir politika izlemeliydi.
Kalın Sağlıcakla!
trafik cezası öde kredi kartı ile fatura öde online fatura ödeme fatura öde