18 Ekim 2019

SİYANÜRLE ALTIN ARAMANIN ZARARLARI NELERDİR?

  • PDF
Kimyasal anlamda siyanür, bir karbon ve bu karbona bağlı üç azot atomu içeren bileşiklere verilen isimdir. Siyanür, hidrosiyanik asit ve bu asitten türeyen metal tuzlarından meydana gelmektedir. Siyanürün kendisi ve türevleri, zehir maddeleridir.
Madencilik sektöründe siyanür kullanımı, 1860’lı yıllara kadar uzanır. Altın ve gümüş üretiminde kullanılan siyanürün kullanımı ise, dış çevreden tamamen yalıtılarak yapılmalıdır. Her ne kadar, madencilik sektörünün firmaları, siyanür kullanımı sonrasında, o alandan atıkları uzaklaştırmanın mümkün olduğunu söylese de, altın arama çalışması yapılan her toprağa ve bölgenin içme suyuna siyanürün değişik oranlarda karıştığı görülmüştür. Altın üretiminde, cevherden çok atık ortaya çıkmaktadır. Altın üretimi sonrasında ortaya çıkan yoğun atık,doğaya ve insana zarar vermektedir. Şirketlerin savunduklarının aksine, siyanür, toprağa ve suya kolayca karışır ve doğadan hemen kaybolmaz. Toprağa ve suya karıştığı için de, meyve sebze ve içme suyundan dolayı insan bünyesine de kısa sürede tesir eder. Ölüme varana dek, birçok hastalığa da yol açmaktadır.
Günümüzde dünyada altın üretim ile ilgili en sık kullanılan yöntem, siyanürleme yöntemidir. Altın üretiminin gerçekeştiği işletmeye taşınan siyanür, dökülmesi ya da devrilmesi ihtimalinde, çok fazla sayıda olumsuzluklar silsilesi yaşanır. Bir kaza olmasa bile siyanür havaya ve suya işleme yapılırken borulardan sızdırılma aşamasıda karışır. Akarsu ve göllere karışan siyanür, o suda yaşayan tüm canlıların ölümüne de yol açmaktadır. Tüm bunların yanında, sadece su ve toprak ile değil, zehir havaya da karışarak, solunum sistemi ile de insan bünyesine giriş yapabilmektedir. Siyanür buharlaşma değeri düşük bir bileşik olduğundan (28 °C) kolayca buharlaşmakta ve rüzgârlarla çevreye taşınmaktadır.
İnsan vücuduna alınan siyanür, kısa sürede zehirlenmeye yol açar. Siyanürün beyin, kalp ve akciğerleri çok hızlı bir şekilde etkileyebildiği, bilimsel açıdan kanıtlanmış bir gerçektir. Altın arama ve üretme şirketleri, siyanür kullanılıyorsa, siyanür için arıtma tesisleri kurmak zorundalar.
 Bu arıtma tesislerinde, kükürt dioksit ve siyanürün, zararlı etkilerinden arıtması amaçlanmaktadır. Süyanire hava, su ve kükürt dioksit verilmek suretiyle bu zehir, siyanata çevrilir. Ancak bu siyanürün zararlı etkilerinden kurtulmak bir yana, sadece farklı zehirli bileşenlere ayrışması sağlanmaktadır.
Dünyadaki altın arama çalışmalarının neredeyse %80 den fazlası, bu teknikle yürütülmektedir. Her ne kadar şirketler çeşitli önlemler alsa dahi, bu önlemler yetersiz kalmaktadır.
DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE MADEN SAHALARINDA MEYDANA GELEN KAZALARDA OLUŞAN ÇEVRE FELAKETLERİNDEN ÖRNEKLER:
KIBRIS: LEFKE 1974 yılına kadar CyprusMinesCorp.(CMC) tarafından işletilen madende bugüne binlerce dönümlük ölü toprak ve çevresinde bulunan zehirli bir göl kalmıştır.
 
Bölgede toprağın alt tabakalarında ağır metaller ve bileşik halinde siyanür varlığını hala sürdürmektedir.
ABD SUMMITVILLE ALTIN MADENLERİ’NİN işletilmesinden bir ay sonra, atık barajında sızıntının önlenmesi için oluşturulan, kil tabakası ve plastik örtü, asitlerin etkisiyle parçalanmış, maden yakınında bulunan nehir ve yeraltı su kaynakları sızıntıyla kirlenmiştir. Bölgedeki nehir 27 kilometre boyunca siyanür de içeren bu atıklarla zehirlenir. Balıkları ve vahşi hayvanlar kitlesel ölümle karşı karşıya kalır. Yoğun su kullanımıyla, çevredeki çiftliklerin su ihtiyacı karşılanamaz ve topraklar ölmeye başlar.
ABD: MONTANA ZORTMAN LANDUSKY MADENLERİ’NDE gerçekleşen siyanür ve ağır metal sızıntıları, vahşi hayvan ölümlerine, tüm içme suyu kaynaklarının kirlenmesine, maden çevresinde yoğun toprak zehirlenmesine neden olur. Bölgede yaşayan yerlilerin yoğun mücadelesi sonucunda, şirket 1996 yılında Amerikan tarihinin en büyük tazminat ödeme cezasına çarptırılır.
ENDONEZYA: IRIAN JAYA MADENİ’NDEN 125.000 ton zehirli atık, yakında bulunan nehre karışır. Bölgede korkunç bir çevre kirliliği yaşanır. Sular, balıklar, bitkiler, insanlar, toprak zehirlenir. Sulanamayan tarlalardan ürün alınamaması yüzünden kıtlık yaşanır. Bu kıtlık yüzlerce insanın 1997 yazında açlıktan ölümüne neden olur.
 
ROMANYA: BAIA MARE ALTIN MADENİ’NDE 2000 yılı Şubat ayı başında siyanürlü altın madeninde meydana gelen çevre felaketi sonucunda Tuna nehri siyanürle zehirlendi. Felaketten Romanya, Macaristan ve Yugoslavya etkilendi.
PAPUA YENİ GİNE’DE OK TEDİ DAĞINDAKİ madenin zehirli atıkları yoğun yağmurlarla yaşanan toprak kayması sonucu çevreye yayılır. 1100 kilometre uzunluğundaki nehir tamamen kirlenir. Nehre 800 km uzaklıktaki su kaynaklarında ağır metal ve siyanür kirlenmesi tespit edilir.
YENİ ZELANDA: TUI ALTIN MADENİ 1973 yılında 2,5 milyon ton maden atığı bırakılarak terk edildi. Kurşun, cıva ve kadmiyum içeren bu atıklar bölgenin tüm yeraltı ve yerüstü önüne geçmek için yılda 600.000 – 1.000.000 dolarlık bir harcamanın gerekli olduğunu söylemektedir.
 
YENİ ZELANDA: MARTHA HILL ALTIN MADENİ altın madeninde atıklar yakınındaki nehre bırakılmaktadır. Yoğun çevre kirliliğine karşı yükselen muhalefet ve madende cevherin bitmiş olması öne sürdürülerek, madenci şirket bölgeden ayrılır. Atıklar zehir saçmaya devam eder.
YENİ ZELANDA GOLDEN CROSS altın adeninde de aynı felaket yaşanmaktadır. Çevreye verdiği yeniden çalışmaya başladı.
 
AMERİKA OMAI ALTIN MADENİ’NDE 19 Ağustos 1995 günü, atık barajı, yoğun yağmurlarla taşan nehrin azgın suları tarafından yıkılır. Zehirli atıklar beş gün içinde nehrin yan kolları ile 80 km kadar uzağa taşınır. 18 bin yerli yerlerinden olur. Ölümcül hastalıklar baş gösterir. Milyonlarca canlı zehirlenir ve ölür.
2010 YILI EKİM AYI BAŞLARINDA MACARİSTAN’DA bir alüminyum fabrikasında atık barajlarının yıkılmasının ardından çevreye yayılan ağır metaller içeren kızıl çamur Tuna Nehri’ne karıştı; oradan Karadeniz’e kadar ulaştı. Meydana gelen kaza sonucu en az 1 milyon metreküp zehirli kırmızı çamur 41 kilometrekarelik bir alana yayıldı, yaşanan atık seli sonucunda 7 kişi öldü ve 120’den fazla kişi yaralandı.
1998 YILI MAYIS AYINDA KIRGIZİSTAN’DA altın madenine siyanür taşıyan TIR’ın nehre uçması sonucu, zehirli maddenin nehir sularıa karıştığı belirtildi. Bir gün içinde gölde tek bir canlı kalmadı. Balık ve diğer canlıların ölüleri su yüzeyini kapladı. 19 kişi yoğun bakımda olmak üzere 246 kişi zehirlenerek çevredeki hastanelerde tedavi altına alındı.
 
BUNLAR DA TÜRKİYE’DEN ÖRNEKLER UŞAK-EŞME-KIŞLADAĞ Altın madeninin faaliyete geçmesinden kısa bir süre sonra yörede 1500 kişi zehirlendi. Köyler boşaldı. Kanser vakaları arttı.
 
ÇANAKKALE BAYRAMİÇ’TE Mart 2013 tarihinde altın madeninin göletinden atık su sızdı. Kylülerin içme sularına karışan sızıntı, içme ve kullanma sularını da etkiledi ve Bayramiç Barajı’na da ulaştı.
 
KÜTAHYA-MERKEZE  34 kilometre uzaklıktaki Gümüş köyü yakınındaki Eti Gümüş AŞ’ye ait siyanür barajının ortasındaki set çöktü. Çevre Mühendisleri Odası’nın yaptırdığı ölçümde yakın çevredeki sularda siyanür yüksek oranda çıkmıştır. Resmi kurumların Çevre Bakanlığı eliyle yaptığı ölçümün sonuçları ise kamuoyuna açıklanmamıştır.
Resiste, altın işletmeciliğinde de kullanılan siyanür liç yöntemi, gümüş elde edilmektedir. Tesis açıldıktan sonra atık barajının yakınındaki Dulkadir Köyü’nde yeraltı suyunda arsenik zenginleşmesi sonucunda kanserden ölenlerin sayısı hızla artmış ve köy boşaltılmıştır.
 
BALIKESİR BALYA kurşun ve çinko maden sahası 1940 yılına kadar işletilmiş ve daha sonra terk edilmiş bir maden sahasıdır. 
Önemli oranda made atığı ve atık ürünü malzeme derelerin taşkın yataklarında depolanmıştır. Bu atıklar, maden kapandıktan 60 yıl sonra bile, çevre ve su kalitesine zarar verecek oranda arsenik, bakır ve kurşun içermektedir. 1920-1930’lu yıllarda 30.000 nüfusa ulaşan kasabanın toprakları madenle verimsizleşmiştir. Günümüzde ilçe merkezzinde 2012 yılı verilerine göre nüfus 1700 kişiye inmiştir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

trafik cezası öde kredi kartı ile fatura öde online fatura ödeme fatura öde